Balkanlar Manset Romanya 

Romanya-Bükreş

Bükreş, köklü bir geçmişi olan, kalabalık, büyüleyici, güzel, kozmopolit, canlı, mütevazı fakat aynı zamanda da bir krallık şehridir. Pentagon’dan sonra dünyanın ikinci büyük binası olan Parlamento Sarayı gibi görkemli zamanlarının sembolü anıtsal bir binaya ev sahipliği yapan Bükreş, ekonomik açıdan bakıldığında, Romanya’nın en zengin kenti ve Doğu Avrupa’nın ana sanayi merkezleri ve ulaşım merkezlerinden biridir. Kentte büyük kongre tesisleri, eğitim enstitüleri, kültürel mekanlar, alışveriş merkezleri ve rekreasyon alanları bulunuyor. İnşası için onlarca dini yapının ve binlerce evin yıkıldığı Bükreş Parlamento Sarayı (Palace of Parliament), diktatör Nikolay Çavuşesku tarafından yaptırılmış. Tasarımında ve 1983-1989 yılları arasındaki inşa sürecinde 700 mimarın çalıştığı bina dünyanın en büyük, en pahalı ve en ağır sivil yönetim binası olarak kayıtlara geçmiş. Kentin ana caddesi olarak kullanılan Calea Victoriei (Zafer Yolu) Bağımsızlık Caddesi’ni, Zafer Meydanı’na bağlıyor. Kentin gezilecek yerlerinin büyük kısmının üzerinde olduğu caddede konaklama tesisleri, mağazalar ve eğlence mekânları hizmet veriyor. Günümüzde kentin en önemli cazibe merkezi sayılan yol üzerinde ayrıca sizi hoş bir sürpriz bekliyor. Cadde üzerinde faaliyet gösteren Ramada Majestic Oteli’nin hemen yanında tesisin Türk işletmeci tarafından yaptırılan Atatürk Büstü bulunuyor. Büstün kaidesinde yerel dilde ve Türkçe olarak “Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu” ve “Yurtta Barış, Cihanda Barış” yazıyor. Tarihi atmosferi ve sosyal özellikleri nedeniyle tatilcilerin Bükreş gezilecek yerler listelerinde ilk sıralara yazdıkları Lipscani (Tarihi Şehir, Old Town) Prens Vlad, namı-ı diğer Kont Drakula, öncülüğünde 15. yüzyılda kurulmuş. Dambovita Nehri kıyısında yer alan şehrin tarihi kısmı Barok, Neo-Klasik, Art Nouveau tarzındaki yapılarıyla üne kavuşmuş. 19. yüzyılın başlarına kadar Bükreş’in ticari merkezi olarak kullanılan bölgede çok sayıda eğlence yeri, restoran, alışveriş merkezi ve sanat galerisi bulunuyor. Ateneum Romanian, 1888 yılında açılmış. Zafer Caddesi’ndeki George Enescu Meydanı’nda bulunan salonun tasarımında Neo-Klasik mimari unsurları romantik dokunuşlarla zenginleştirilmiş. 1837 yılında inşa edilmesinin ardından uzun süre kraliyet sarayı olarak kullanılan yapı içerisinde hizmet veren The National Museum of Art of Romania (Ulusal Sanat Müzesi), Devrim Meydanı’nda bulunuyor. Orta çağa ve modern döneme ait Romen sanat eserlerinin sergilendiği müze 1948 yılında açılmış. Çavuşesku İdaresi’ne son veren 1989 Devrimi sırasında zarar görmesinin ardından 2000’li yılların başında tekrar kamuya açılan müzenin koleksiyonuna, diktatör döneminde tahrip edilen manastırlardan kurtarılan sanat eserleri dâhil edilmiş. Yunanca’da “hacın kenti” anlamına gelen kelimeden adını alan Stavropoleos Kilisesi (Stavropoleos Church), Romanya Tarih Müzesi yakınında yer alıyor. Bizans müziği, teoloji, sanat ve tarih alanlarında yazılmış 8.000 kitaplık bir kütüphaneye sahip olan manastır, 1724 yılında Arşimandrit Ioanichie Stratonikeas tarafından inşa ettirilmiş. Herăstrău Parkı, kentin kuzeyindeki aynı adlı gölün çevresine 1936 yılında kurulmuş. Yerel halkın dinlenmek ve huzur bulmak için sık sık ziyaret ettiği parktır. Zafer Yolu üzerinde bulunan Devrim Meydanı (Revolution Square), eski adı Saray Meydanı, adını 1989 Devrimi’nden almış. Günümüzde Ulusal Sanat Müzesi olarak kullanılan kraliyet sarayının, konser salonunun ve Bükreş Üniversitesi Kütüphanesi’nin bulunduğu alan, rejim değişikliğine neden olan olaylara ev sahipliği yapmış. Alanın ortasında 1866’dan 1914 yılına kadar Romanya’ya hükmetmiş Kral 1. Carol’un heykeli bulunuyor. Zafer Meydanı’nda bulunan Romanya Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’ne yakın konumdaki Museum of Romanian Peasant 100.000 parçalık koleksiyonu köy kıyafetleri, seramik eşyalar gibi Romen köy yaşamına ait materyallerden oluşuyor. Şehrin kuzey tarafındaki Kiseleff Caddesi üzerinde bulunan tak, ilk olarak Romanya’nın 1878’de bağımsızlığını kazanmasının ardından yapılan törende askerlerin altından geçmesi için ahşaptan yapılmış. Adını kentin çeşmelerini yöneten Siulgi Dumitru-Basa’nın lakabından alan Çeşmeci Parkı (Cismigiu Park), Regina Elisabeta ve Schitu Magureanu bulvarları arasında yer alıyor. Resmi açılışı 1854 yılında yapılan yeşil alanın içerisinde 12 büyük Romen yazarın heykelleri ile 1. Dünya Savaşı’na katılan askerlere anılmış anıt bulunuyor. Cantacuzino Sarayı (Cantacuzino Palace), kentin belediye başkanlığını yapmasının ardından başbakanlığa kadar yükselen Gheorghe Grigore Cantacuzino için 1901-1903 yılları arasında inşa edilmiş. Ölümünün ardından önce oğluna, sonra da eşine miras kalan bina günümüzde George Enescu Ulusal Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor.
2017

İlgili Yazılar

Leave a Comment