Edirne Türkiye 

Edirne Kaleiçi Konakları

Edirne Kaleiçi muhteşem bir potansiyele sahip yer. Az sayıda konak kurtarılmış. Derneklere, meslek odalarına verilen, otel, kafe olarak kullanılanda var. Kimi satılık yeni sahibini bekliyor. Ama büyük bölümü yok olma tehdidi altında insanın aklına ilk olarak yangın riski geliyor. Adana nasıl Tepebağ’ın hakkını verememişse Edirne’de Kaleiçi’nin hakkını verememiş. Günümüze ulaşmayan Roma surlarıyla çevrili olması nedeniyle “Kaleiçi” olarak adlandırılan semtteki cumbalı Edirne konakları turizme kazandırılmayı bekliyor. 400’ün üzerinde konak var bu bölgede ve yüz tane kadarı yıkıldı yıkılacak noktaya gelmiş. Böyle bir potansiyel varken Edirne’nin turistler burada az konaklıyor çevre ilçe ve illere gidiyorlar şikayetleri anlaşılır bir şey değil. Proje çok fakat faaliyet yok. Köşkler, konaklar ve özel dekore edilmiş çeşitli ahşap evler, Edirnekari adı verilen özel süsleme tarzıyla dekore edilmiş pek çok eser bulunan bu bölgeyi gezmeden dönmeyin bu bölgede yer alan az sayıdaki butik otellerden birini konaklama için tercih edin. Bu bölgeyi, bu denli ihmal eden Edirnelilere de seslenmek istiyorum. “ Nabüüünüz beya? Abe harekete geçin be ya biraz. Piizlenmekten unutmuşssunuz buraları. ufaktan ufaktan alletcez bu işi diyonuzda bir şey yok. Napcaz büülee iç bilmiyomm”

Romalılarda stratejik yol kavşaklarında kurulan “Castelium” denilen kaleler ile kışla ve ordugah işleyişi olan “Castrum”lar görülür. Castrumlar, dört yanı surlar ve kalelerle çevrili küçük şehirler niteliğindedir. Edirne şehri de bu çekirdek kulelerden gelişmiştir. Bu kuleler; “Büyük Kule” (Bugünkü Makedonya Kulesi) ,”Yelliburgaz Kule” (Eskiden hapishane olarak kullanıldığı söylenmektedir.) , “Germekapı Kule” ve “Zindan Kule”dir. Ayrıca Tunca Nehri kenarında “Su Kulesi” adıyla anılan bir kulenin daha varlığından söz edilmektedir.

Edirne şehrinin planındaki Castelium’lardan günümüze dek ulaşabilen tek kule ise “Makedonya Saat Kulesi”dir. Kaleiçi semti de Yunan ve Romalıların kullandığı “Hippodamos” adı verilen geometrik ( enine ve boyuna düzenli bölünmüş ,gridal ızgara plan şeması) kent planına sahiptir ve yaklaşık 160 dönümlük yamuk dörtgen şeklindeki bir alanda kurulmuştur.

1653 yılında Edirne’ye gelen Evliya Çelebi ; “Seyahatname” adlı eserinde , kareye yakın bir plana sahip olan Edirne Kalesi,’nin dört köşesinde 4 yuvarlak burcun bulunduğunu, bu burçların aralarında ise dikdörtgen şekilli daha ufak 12 burç ile 9 kapının (Kule Ketenciler Kapı, Top Kapı, Kafes Kapı, Keçeciler Kazancılar Kapısı , Oğrın Kapı , Manyas Kapı , Tavuk Kapı , Balıkpazarı Kapı ve Orta Kapı) bulunduğunu ve surların etrafının bir hendekle çevrildiğini belirtir.

Edirne kentinin ilk yerleşim çekirdeğini oluşturan Kaleiçi semtinde yer alan konutların arasından, geç-mişten günümüze ulaşabilenlerin sayısı oldukça azdır. Geçirdiği yangın ve depremlerden sonra, yapılanmaya imkan veren yönetmelik, yasadışı uygulamalar, büyük bir ticari yoğunluğa sahip olan Saraçlar Caddesi ile bağlantılı olmasının getirdiği ticarete yönelik kullanımın, plan ve cephe karakterlerindeki bozulmalar, kullanıcı de-ğişimlerinden kaynaklanan sorunların getirdikleri, günümüz Kaleiçi görünümünü hızlandıran etkenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaleiçi, Edirne’nin geleneksel Türk evini yaşatan kesimidir. Edirne Evleri, yazlık, kışlık, açık ve kapalı bölümleriyle, bahçeli ev konak, türündendir. Bunlar; 16. ve 17. yüzyıllarda ünlü sarayların çevresine serpiştirilmiş, birbirinden ayrı ağaçlıklı, çiçekli, büyüklü küçüklü yapılardır. Sokaktan duvarlarla ayrılmış olan bu yapılar, çoğunlukla bir veya iki katlıdır; haremlik, selamlık ve avlu bölümlerinden oluşurlar. Çeşmeleri, değişik süslemeli havuzları, yazlık bölümlerdeki selsebilleri ile Edirne Evleri Türk Mimarisi’nde büyük bir öneme sahiptir

.

İlgili Yazılar

Leave a Comment