Kuzey Avrupa-Baltık-Rusya Ukrayna 

Jerzy Franciszek Kulczycki

Lvivde yolda ilerlerken uzaktaki heykelin bir Osmanlıya benzedigini fark ederek parka doğru yöneldim. Böylece kahvenin Avrupa’ya geliş hikayesine sıra geldi. Osmanlılar viyanadan tüm gereksiz ağırlıklarla beraber çekilirken kahve çuvallarını da bırakir. Surların dibindeki kahve çuvalları da göstermiş olduğu kahramanlıklar nedeni ile kuşatma sonrası Ukrayna asıllı Polonyalı Jerzy Franciszek Kulczycki ’ye verilmiştir.
Ukrayna’da doğan ve Belgrad’da bir süre çalışan bu genç akıcı bir Türkçe bilmektedir ve daha sonra Viyana’da yaşamaya ve ticaretle ugrasmaya başlar. Sehir kuşatmanın sonlarına doğru açlıktan kırılırken bir gece Türk giysileri ile surlardan gizlice dışarı çıkıyor ve Mehter Marşları mırıldanarak şehrin hemen dışındaki Kahlenberg Tepesi üzerinde konuşlanmış Osmanlı Ordusu’nun uzağında bekleyen Lorraine Dükü Charles’a ulaşıp son haberleri alıyor. Dük’ten çok yakında büyük bir Haçlı Ordusu’nun kuşatmayı kırmak üzere yardıma geleceğini öğreniyor ve hemen geri dönüp bu bilgiyi Viyana’ya ulaştırıyor.
Kuşatma sonrası bu tüccar da, kendisine verilen çuval çuval kahve ile Avrupa’nın üçüncü, Viyana’nın ilk cafesini Schlossergasse’de açıp adını ‘Hof Zur Blauen Flasche’ yani ‘Mavi Şişenin Altındaki Ev’ koyuyor. Bu arada Cappuchin rahip arkadaşı Marco d’Aviano da acı kahveyi bal ve süt ile tatlandırıp köpürttüğünde elindeki karışımın rengi kendi elbisesini andırdığından, hemen isim babalığı yapıyor ve Kutsal Roma İmparatoru I. Leopold’e sunulan bu özel sunuma ‘Cappuchino’ denmeye başlıyor.
Kulczycki iyice tanınmaya başladığında kahveyi Yeniçeri giysileri ile sunmaya başlar. Osmanlı’nın hiç kullanmadığı sütü de bol tutar. İşte o günlerden sonra kahve Viyana’nın ve Avrupa’nın adeta bir parçası olur.

İlgili Yazılar

Leave a Comment